Teknik İşe Alımcı Olmak (IT Recruiter)



Bugün İnsan Kaynakları dediğimiz zaman kavram kulağa epey demode gelir. Eğer tutkunu biri değilseniz, özellikle de derinine bilginiz yoksa, böylesine bir kariyer tercih etmek pek cazip gelmeyebilir. Bunun en büyük sebebi ise aslında İnsan Kaynakları departmanının içeride neler yaptığını bilmemektir.


İnsan Kaynakları kendisini anlatan bir ifade olsa da bu iş sektörünün içinde neler olduğuna detaylı bir bakmakta mutlak fayda vardır. Bunlardan günümüz şirketlerinin neredeyse hepsinde var olan temel yapılar şunlardır:

  1. Ücret ve yan haklar ile ilgilenen (bordro ve özlük işleri de denebilir) kısım

  2. Kariyer gelişimi sağlayan kısım

  3. İşe alım, mülakat süreçleri ve yerleştirme kısmı

  4. Şirketin bütününde çalışma ortamıyla ilgili politika ve stratejiler belirleyen kısım

Bu dört bölüm hepsi birden var olmayacağı gibi birinci ve üçüncü sırada yer alan iki ekip genelde bir şirketin başlangıcından bu yana ona eşlik eder. Çalışanların takibi, mevzuat, sayısal işlemler ve detaylardan hoşlanan biriyseniz birinci alanda; çalışanların şirket içerisindeki politikalar gereği sınavlar/kurslara katılımı, kariyerlerinin yönelimi ve kendi gelişimlerini sağlamak gibi konularda hevesliyseniz ikinci alanda; her bir bireye dokunarak hem onların hem de çalıştığınız şirketin "headhunter"ı olmayı ve satış ile pazarlamayı seven biriyseniz üçüncü alanda; bu üç alandan birinde bir süre tecrübe edinmiş ve/veya mevzuat, iç iletişim gibi konularda kendinizi iyi görüyorsanız da dördüncü alanda çalışmayı tercih edebilirsiniz.

Biz bugünkü yazımızda teknik işe alımcı olmayı yani genel olarak üçüncü alanı değerlendireceğiz.


IT İşe Alımcı olmak ile İşe Alımcı olmak arasındaki fark nedir?


Öncelikle işe alımın da kendi içerisinde çeşitli uzmanlıklara ayrıldığını bildirmekte fayda var. İşe alım süreci mantık olarak, şirketin gözünden bakarsak, bir bireyin özgeçmişinin elde edilmesiyle başlar. Bunu söz konusu özgeçmişin değerlendirilmesi, birey ile iletişime geçilip ön mülakatın yapılması, uygunsa yüz yüze görüşme organize edilmesi, görüşme süreçlerinin yürütülmesi ve aynı anda o bireyin değerlendirilmesi, her şey olumlu giderse söz konusu bireyin işe alınması için teklif sürecinin hazırlanması ve teklifin verilerek bireyin -bazen ikna edilerek- başlangıç gününe hazırlanmasına kadar olan süreçler izler. Bir işe alımcının işi genelde burada bitmez. Çoğu firmada yetenek kazanımı uzmanı veya benzeri unvanlarda istihdam edilen kişiler işe alınan bu bireylerin bordro ve özlük işleri hariç diğer tüm süreçlerinde rol almaya devam ederler. Bunlardan biri de istifadır. İşe alınan bireyin çıkış işlemleri de yine bu kişilerin sorumluluğundadır. Bu durum genelde "onboardingten offboarding'e" ifadesiyle nitelenir.


IT işe alımcı, headhunter, İK iş ortağı, yetenek kazanımı ve researcher/sourcer... Bunların hepsi nihayetinde ayrı birer kavram ve meslek olsalar da özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde bunları tek bir kişi üstlenebilir. Özellikle Türkiye'de researcher/sourcer olan kişilerin maalesef daha az kıdemli kişilerden oluşması gerektiği anlayışı hala doğru olmayan fakat yaygın bir düşüncedir. Bu detaylara sonra inmek daha mantıklı olacaktır. Şimdi önemli soruyu sormanın zamanı geldi. Aradaki fark nedir?


IT ya da BT, kısaltma olarak Bilgi Teknolojileri (Information Technologies) ifadesinin kısaltmasıdır. Bu ifade bazen ICT olarak da genişletilebilir. Burada "C" harfi İngilizce "Communication" anlamına gelen İletişim kelimesine ithafen eklenmiştir. Türkçe kısaltması böylece BİT olacaktır. Yani Bilgi ve İletişim Teknolojileri...


Bilgi teknolojileri bugün çok geniş bir anlama sahip olsa da işe alım konusunda bağlamı daraltmak mümkündür. Bir IT işe alımcı aslında dijital platformlar veya iletişim konusundaki teknik uzmanların işe alımından sorumludur. Örnek vermek gerekirse, radyofrekans mühendisi işe alımı yapan biri "IT Recruiter" olarak çalışırken pazarlama alanında çalışan kişilerin işe alımını yapmaktan sorumlu kişiler bir "Recruiter" olarak değerlendirilebilir. Bir diğer ifadeyle, özgeçmişinde sosyal becerilerine ek olarak teknik bilgileri bölümü yer alan ve bu bölümde yazanların dijital platformlara ait beceriler olan kişilerin işe alımından sorumlu kişilere IT işe alımcı denir. Her ne kadar inşaat mühendisleri de teknik birer uzman olsalar da bu ifade 2000'lerden itibaren özellikle bilgisayar teknolojiler ve elektronik üzerine çalışanların ve özellikle de beyaz yakaların işe alımına mesai harcayan kişiler için kullanılır.


Fark bu kadar mı?


Hangi sektörde olursa olsun, işe alım yapan bir profesyonel mutlaka işe alımını yaptığı kişilerin de ne iş yaptığını bilmek, onların uzmanlıkları konusunda bilgi sahibi olmak ve güncellemeleri takip etmek zorundadır. Pazarlama uzmanı işe alımı örneğinden devam edecek olursak, işe alımcılar pazarlama uzmanlarının ne iş yaptığını, hangi araçları kullandığını, hangi metotları bildiğini ve bunlardaki güncellemeleri takip etmek zorundadır.

Aynı durumu BT için uyarladığımızda ise konu yine benzerdir. Bir Android geliştirici işe alımı yapan profesyonel, Android ve iOS işletim sistemleri ve aralarındaki farkları, hangi yazılım dillerinin kullanıldığını ve bunların hangi platformlarda çalışabildiği gibi basit görünen ama etkili olan temelleri bilmek zorundadır.


Yazılım test mühendisi veya kalite güvence mühendisi işe alımı yaparken ise yazılım testlerinin kaça ayrıldığını, hangilerinin fonksiyon hangilerinin yazılım testi olduğunu, burada kullanılan araçları ve testin otomatize edilmesi anlamına gelen test otomasyon ifadesinin ne olduğunu bilmek zorundadır.


İşte IT işe alımda önemli nokta burada ortaya çıkmaktadır. Genelde sosyal bilimler mezunu olan ve teknik konulara pek eğilmemiş kişilerin aslında sosyal becerilerini kullanarak icra edebileceği meslekte bu tür teknik bilgileri de edinmesi zorunluluğu IT işe alımı farklı kılmaktadır.


Öte yandan, elbette bu konularda bilgi sahibi olmadan da bu mesleği yapmanız mümkündür fakat iyi bir IT işe alımcı olarak anılmanız için öncelikle şirketinizin para getiren ekiplerinin ne iş yaptığını bilmeniz gerekmektedir. 2022 yılında çalışma ekonomisini futbolun gelişimi metaforunu kullanarak anlatabiliriz.


Futbol eskiden fakirlerin oynadığı, zenginlerin izlediği bir spor olarak bilinirken bugün ise zenginlerin oynadığı ve fakirlerin izlediği spor haline gelmiştir. Dün çalışma ekonomisinin kurallarını işverenler koyarken bugün bu kuralları çalışanlar koyuyor. Dünyanın ve emek gücünün değiştiği dünyaya adapte olabilmek ve firmalar arası rekabet düzeyinin eskiye nazaran çok daha yüksek olduğu bugün, çalıştığınız şirketin ne iş yaptığını bilmek sizlere sandığınızdan daha fazla getirisi olacaktır. Ayrıca bildiğinizi zannettiğiniz fakat aslında detaylı olarak bilmediğiniz bir konu olarak da karşınıza çıkabilir.



10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör